Satılık Medya, Sosyal Medya ve Toplumsal Olaylar

TÜRKİYE

“Eğer bir ülkeyi özgürleştirmek istiyorsanız ona interneti verin” der Cooper[1] Arap Baharı, Avrupa Sonbaharı ve Amerika Yazında yaşananları göz önüne alırsak, bu sözü bir aşama daha ileri götürmek gerekli olabilir “Eğer bir ülkeyi istediğiniz gibi yönetmek istiyorsanız, onlara sunduğunuz internet ile özgür oldukları hissini sonuna kadar verirken, o özgür ortamın bütün kapılarını siz tutun.” Artık casusluk faaliyetleri sadece ajanlar kullanılarak yapılmamaktadır yeni çağın yeni intelijansı sosyal medya kapı tutucuları (gate keepers) yoluyla yapılmakta ve akıllı cihazlar yoluyla herkese aktarılmaktadır.

Sosyal medya toplumsal olaylarda örgütlenme (daha çok facebook) , tahrik (daha çok twitter),  kışkırtıcı görseller ile sürdürülebilirliğini artırma (daha çok youtube ve vine) ve daha geniş kitlelere bu yangını yayma olarak işlev görmektedir.

medya

Tahrir’de, 1050 kişiye yapılan anket sonuçlarına göre; göstericilerin eğitim durumları Üniversite Mezunu (%60,3), Lisansüstü Eğitim (%9,6) ve Lise (%14,1) şeklindedir. Medyan yaş 26 olup eyleme katılanların %28,3’ü gösterilere, facebooktan duyarak katılmış. Katılımcıların %48,2 si eylem esnasında video ya da resim çekmiştir[2].

Tahrik sürecinde hitap edilen grubun biyografik uygunluğu önem taşımaktadır. Biyografik uygunluğu, bireysel kısıtların yokluğu olarak tanımlamak mümkündür. Aileye bakma yükümlülüğü, tam zamanlı iş, evlilik gibi kısıtları olan bireylerin toplumsal olaylarda yer alma olasılığı daha düşüktür. Dolayısıyla genç bireylerin toplumsal olaylara katılma olasılıkları daha yüksektir.

Bu anlamda işsizlik, üniversitelerde ders devam zorunluluklarının olmaması, ders geçmenin görece kolay olması, eğitim kadrosundaki hükümete bakış tarzından kaynaklanan kırılgan yapı üniversitelilerin toplumsal olaylarda başrol oynama ihtimalini artırmaktadır.

Tahrir meydanında 2004 yılında ArtıkYeter (Kefaya) demokrasi ve insan hakları temalarıyla başlayan eylemler, 2008’de 6 Nisan Gençliği ile işsizlik ve iş barışı bağlamında devam etti. Sonrasında hareket öncülerinden Esra Abdel Fatah’ın tutuklanmasıyla apolitik tabana ulaşmayı başardı. 2010’da Mübarek’in kendinden sonra yerini oğluna bırakacağı algısı yayılarak  daha da genişledi (Bizde de bu senaryo Bilal Erdoğan üzerine yürütülen algıyla oynanmaya çalışıldı.).  6 Haziran 2010’da Khaled Said’in internet kafeden çıkarılarak polisler tarafından dövülerek öldürülmesi ardından yeni tema devlet terörü ve polis şiddeti oldu (Bizde de bu senaryo gezi eylemleri esnasında  Ali İsmail Korkmaz’ın dövülerek öldürülmesi görüntülerini servis edenler ve o eylemi gerçekleştirenlerin piyonluklarıyla oynandı).

Toplumsal hareketler genel itibarı ile Sosyal sorunlardan (Etnisite, cinsiyet, din, ahlaki  değerler ideoloji, vb.) Kurumsal ve Hukuki uygulama ve eksikliklerden ve ekonomik problemlerden ortaya çıkmaktadır. Medyanın bu olaylardaki rolleri ise tahrik (harekete geçirme), ikna ve kapsam genişletmesidir. Sosyal medya ise örgütlenme, tahrik,  kışkırtıcı görseller ile sürdürülebilirliğini artırma ve daha geniş kitlelere bu yangını yayma olarak işlev görmektedir.

Gelinen bu noktada, toplumsal dengeyi bozmak adına öğrenciler üzerine oyunlar kurgulanmaktadır. Örneğin sürekli olarak öğrencilere öğretmenlerin tacizde / cinsel istismarda bulundukları haberlerinin yoğun olarak medyaya sunulması ve bu haberlerin çerçeveleri içerisine ya imam hatip marifetiyle ya da dini kuruluşların alınması ile hükümetin katılıyor olması ve bazı “salaklık derecesinde iyi niyetli” bakanların da bu oltaya sazan gibi atlaması toplumda bastırılmış öfkeyi meydana çıkarabilmek için yapılan operasyonlardır. Bir öğretim elemanı olarak mesleğimin sırf operasyon yapılabilmek adına bu şekilde itibarsızlaştırılması ve hatta bitirilmesinden aşırı rahatsız olduğumu da belirtmeliyim.Yine 1128 akademisyene imzalatılan bu vatana ihanet belgesi de öğrencilerin kışkırtılması için yapılmakta olan bir başka eylemdir.

Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki toplumsal olayları tetikleyen en önemli olay Medyanın özgür olmadığı ve baskı altında olduğu algısının yaratılmasıdır. Aylardır bu algı Paralel Yapı unsurlarınca oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Bu sebeple 22 Nisan’da “Barış” için Akademisyenler vs Gazeteciler adalet şöleni adı altında bir eylem ile başlayan ve Eylül ayına kadar devam edecek bu eylemler silsilesi son derece  tehlikelidir. Zira bu topraklar içinde “Barış” geçen ve kan gözyaşı ölüm zarar ve hüzne dönüşmeyen hiçbir eyleme şahit olmamıştır. (Bu iki davanın bürokratik vesayet unsurlarınca bilerek ve istenerek aynı günde aynı konuma konulması gaflet midir dalalet midir hatta ihanet midir sizin kararınıza bırakıyorum)

Bu noktada MHP gibi darbe süreçlerinde vatan sevgileri istismar edilmeden bir yere varılamayan bir tabana sahip bir parti üzerinde, teşkilata şimdiye kadar hakim olmayı başaran ve kendisi ya da partisinin kaybetmesi pahasına ülkesine kaybettirmeyen bir yönetime “Bürokratik Vesayet” / “Paralel Yapı” unsurları marifetiyle yapılmakta olan kurultay operasyonu da vatanımızın bütünlüğü için oldukça fazla risk taşımaktadır.

AK Partinin de Bürokratik Vesayetle mücadele edip unsurlarını devletin kilit noktalarından temizleme işini geröekleştirmeden Yeni Anayasa adı altında bir Başkanlık Sistemi getirme narkozuyla uyutuluyor olması devletin bu tür tehditler altında korunmasız kalmasına sebebiyet vermektedir.

HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması yine tahrik unsuru içeren bir harekettir. Ama bunun yapılıp yapılmaması konusunda net bir fikre sahip olmadığını da belirtmeliyim. Zira bu parti 80 milletekili çıkardığı zaman toplumsal barışa ve bütünlüğe hizmet etme ve sisteme entegre olma fırsatını bilerek ve sırf Türkiye’de barış olmasın huzur olmasın diyerek tepmişlerdir.

DÜNYA

ABD’de öğrencilerin toplam borçlarının 1.2 trilyon $’a (tn eğer trilyonun kısaltmasıysa) ulaşmış olduğu ve 2025’te u borcun 2,5 trilyon $ olacağı öngörülmektedir. ABD’de üniversite mezunu gençlerin hayata sırtlarında çok ciddi bir borç yüküyle başlamakta olması  Yine en iyi kışkırtılabilecek kesimin Üniversite mezun ve öğrencileri olmasını sağlamaktadır.

2017 başlarında ABD ekonomisinin resesyona girme ihtimali oldukça yüksektir eğer ABD bu resesyon krizini iyi yönetemezse sosyal yapısındaki bu kırılganlık oldukça ciddi problemlere yol açacağı aşikardır. Her kriz döneminde dünyayı yakan bir ABD derin devletinin varlığını sürdürdüğü ise Cumhuriyetçi ve Demokratların en güçlü iki adayının da şahin yapıda (Hillary ve Trump) olmasından anlaşılmaktadır. Yani anlayacağınız 2017 hiç olmadığımız kadar Savaş riskini (Rusya – ABD sıcak çatışması seviyesinde ve Nükleer boyutta) (“Hilarious Trump” “Gürültülü Gaz Çıkarma” ) barındırmaktadır.

resesyon

Hülasa ğlkemizdeki u yangını başlamadan durdurmanın yolu yangının yolunu değiştirmek, oyunu değiştir kardeşim, vatanını seven herkesi aşağıdaki görsele yaymaya davet ediyorum.

medya2

%1’in oyununu %99 bozamazsa onlar kazanmayı hak ediyor demektir…

 

[1] Lim, Merlyna. “Clicks, cabs, and coffee houses: Social media and oppositional movements in Egypt, 2004–2011.” Journal of Communication 62.2 (2012): 231-248.

[2]Tufekci, Zeynep, and Christopher Wilson. “Social media and the decision to participate in political protest: Observations from Tahrir Square.” Journal of Communication 62.2 (2012): 363-379.

Algı Yönetimi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir