İmrendiğimiz Horoz Döğüşçüleri

Tarihi yazan daktilolar değişmedikçe aynı yazı tiplerini, aynı harfleri aynı hatalı basımları tarihsel süreç içerisinde görmeye devam edeceğimiz açıktır. Yani yazarını ya da çıktığı makineyi bize gösteren bir desen olması muhtemeldir. Önceki yazılarımda terörmokrasi adında bazı ülkeler için grafikler vermiştim. Ülkemizdeki son terör eyleminden sonra bu grafiklere biraz kulak vermek gerektiğini düşündüm.

misir

Bundan sonrasını grafiklerden dinleyelim. İlk örneğimiz Mısır: Mısır’da terör eylemleri 1992-1996 yılları arasında ve 2013, 2014 yıllarında sayısal olarak fazla Mısır’daki terör eylemlerindeki kayıp sayıları ise  1981, 1992-1997 yılları arası ve 2012,2013,2014 yıllarında çok fazla. Bu iki bilgiyi de içeren üçüncü grafik ise eylem başına kayıp sayısı Mısır’da 1981, 1997, 2004 ve 2005 yıllarında çok yüksek yani bu yıllardaki eylemler daha kanlı olmuş diğer eylemlere nazaran peki bu yıllarda Mısır’da neler olmuş siyasi olarak bir göz atalım 1981 yılında “Enver Sedat’a suikast düzenlenmiş” ve yerine “Hüsnü Mübarek iktidara gelmiş.” 1992 – 1997 yııları arasında İslam Cemaatı isimli örgüt Mısır’da terör estirirken 1977 yılında isak rabin ile enver sedat tarafından (daha çok enver sedat tarafından) başlatılan İsrail – Arap barışı sürecine 1992 yılında Madrid ve Oslo süreçleri dahil olmuş ve 1997’de Kudüs’te patlayan canlı bombalarla barış süreci bitmiştir. Bu tarihlerde Simon Peres’te “Yeni Ortadoğu”‘dan bahsetmektedir.

Tarih canlı bir organizmadır. Hani 5-6 yıl önce bir dizi vardı “heroes” orada güzel bir motto vardı “we are all connected” yani Alayımız bağlıyız – bu sisteme – ve bu sistem hepimize bağlı. Yani hergün insanoğlu tarihini kendisi yazıyor. Tarih dediğimiz bu çıktı içerisinde de insana ait olduğundan ona ait şeyler bulunmakta yani çeşitli sistemler, organlar, mekanizmalar ve dinamikler hüküm sürmekte.

irak

Irak grafiğine kulak verelim: Irak’ta en kanlı eylemler 1982, 1988, 1994, 1995, 2003-.. yıllarında olmuş. Peki bu yıllardaki siyasi gelişmeler neler 1982 yılında İran, Irak’lı işgalcileri topraklarından dışarı çıkardı. Bu yıllarda Sovyetler ve Fransa Irak’a silah veriyor İsrail ise İran’a silah veriyordu ve 1982 yılında ABD İran’a silah vermeye başladı. 1988 yılında İran – Irak savaşı bitti, Saddam 5000’e yakın Kürt’ü Hardal ve Sarin gazı ile katletti 1919 yılından 1997 yılına kadar Irak’ta süren Kürt(Barzani) Arap savaşlarının en büyük katliamıdır. 1994 – 1997 yılları arasında da bu savaş sürdü. 2003 malum Irak’a demokrasi getirilmek için Irak işgal edildi.

 

suriye

Suriye’de en kanlı terör saldırıları 1985, 1996, 2008 ve 2014 yıllarında olmuş. Suriye, Beyrut’ta 3 kampta kalan filistinliler ile şiiler arasındaki savaşta şiilere arka çıktı ve Kamplar savaşına 1985 yılında katıldı. 1996 Suriye- İsrail barış görüşmeleri başladı.2008 yılında, Türkiye Irak’ın kuzeyinde Irak’a 12 mil girerek Güneş harekatını gerçekleştirdi bu esnada Suriye’de kürtlere yönelik tutuklamalar gerçekleşti ve Suriye daha baskıcı, basın özgürlüğünü kısıtlayan internete engel koyan bir siyasi iklime girdi. Bu belki de Suriye iç savaşının ilk sinyalleriydi.

 

Biz tarihe ait sistem ya da mekanizmaları, olayların içerisinde bazen farklı olayların benzerliğinde görebilmekteyiz. Yani bu sisteme bi radyoaktif madde gönderip izini takip ederek sistemlerin iç mekanizmalarını görebiliriz. Tarih içerisinde kullanılan en temel bağlantı, Sebep – Sonuç ilişkisidir. Bazen birbirinden farklı gibi gözüken iki olayın sebepleri aynı olur, bazen bu iki olay aynı sonuca hizmet eder. Bazen bir zincirin halkaları gibi daha büyük bir olayın birbirini takip eden olaylarıdır. Bazen olaylardan biri sebep biri sonuçtur. Esasında olaylara, tarih penceresinden bakıldığında (hani kutunun dışından bakabilecek kadar duygularımızı yönetebilecek güçte olursak) olaylar arasındaki ilişkileri görmek bizi aydınlatabilir.

 

yıl Şehir Saldırı Türü Kayıp
2015 Ankara Bomba 97
2015 Sanliurfa 21 temmuz 2015 Şanlıurfa Suruç 33
2013 Hatay Bomba 53
2012 Hakkari Bomba 21
2011 Uludere Bombalama 34
1995 Tunceli Silahlı Terör Eylemi 25
1994 Southeast Turkey Silahlı Terör Eylemi 77
1994 Mount Ararat Silahlı Terör Eylemi 59
1994 Van Silahlı Terör Eylemi 43
1994 Southeast Turkey Silahlı Terör Eylemi 37
1994 Hakkari Silahlı Terör Eylemi 34
1994 Uzunyazi Silahlı Terör Eylemi 24
1994 Unknown Silahlı Terör Eylemi 21
1992 Unknown Silahlı Terör Eylemi 55
1992 Hakkari Silahlı Terör Eylemi 52
1992 Savor Silahlı Terör Eylemi 30
1992 Hakkari Silahlı Terör Eylemi 26
1992 Kahramanmaras Silahlı Terör Eylemi 25
1992 Koyunbaba Village Silahlı Terör Eylemi 23
1992 Bayrampasa Silahlı Terör Eylemi 21
1991 Istanbul Silahlı Terör Eylemi 35
1989 Ikiyaka Silahlı Terör Eylemi 21
1987 Unknown Silahlı Terör Eylemi 31
1987 Kilickaya Bomba 26
1987 Milan Silahlı Terör Eylemi 25
1986 Istanbul Altyapı 21

Türkiye’de 1986, 1987, 1989, 1992, 1994, 1995, 2011, 2012, 2013, 2015 yıllarında en kanlı terör eylemleri yapılmıştır. 1986 mart ayında “basına sansür yasası” TBMM’den geçti. 50.000 mahkum af kapsamında salındı. Yabancıların Türkiye’de mülk edinmesine olanak tanıyan yasa, 12 eylül sonrası ilk en büyük grev yapıldı. 1987 Türban olayları patlak verdi, AET’ye tam üyelik başvurusu, Özal, Genelkurmay başkanı Necdet Öztorun’a emekliliğini istetti. 1989, Bulgaristan’dan 300 bin kişi göç etti, Özal Cumhurbaşkanı oldu, YÖK başörtüsü yasağını kaldırdı. 1994, Türkiye israil arası teröre karşı işbirliği anlaşması yapıldı, İnsan hakları bakanı 600 köy ve 800 mezranın yakıldığını açıkladı, 2010 Anayasa Referandumu sonrası değişen mahkemelerin yapısı ve devlet mekanizması, 2012 MİT yöneticilerini savcılık ifadeye çağırdı,  2013 Gezi olayları, 17-25 aralık olayları, ve 2015, 7 haziran Seçimleri sonrası siyasi belirsizlik ve PKK saldırıları. Bunlar iç politika da olan olaylar yukarıda da Terör eylemleri var esasında bu olayların hepsi Türkiye’yi, Suriye’de aktif bir savaş içine sokmak için tezgahlanmış kurgular. Zira ABD Türkiye’nin aktif olarak girmeyeceği bir Suriye iç savaşından istediği sonuçları elde edemeyeceğini gayet açık bir şekilde biliyordu. Nasıl ki 1990’li yıllarda Özal’lı bir Türkiyeyi İran Irak savaşının dışında tutması planları gereğiyse.

Hülasa terör, ekonomik savaş vb. araçlar müşteri ülkeleri, kukla ülkelere çevirmek ve emperyal çıkarlarına hizmet ettirmek için kullanılan araçlar. Bunu açıkça bu grafiklerden okumak mümkün.

Şimdi biz bir karar vereceğiz, BİZ DE ÜLKEMİZİ BU EMPERYAL ÇIKARLAR UĞRUNA KULLANILAN KUKLA DEVLET OLMASINA KATKI MI SAĞLAYACAĞIZ YA DA BU OYUNU DEĞİŞTİRMEK İÇİN NEFRET YERİNE KUTUPLAŞMA YERİNE UZLAŞI KÜLTÜRÜNE Mİ SAHİP ÇIKACAĞIZ HEM DE NEFRET ETTİĞİMİZ RTE BAHASINA…

Tarih organizmasında da devrimler oldukça insandaki evrim gibi bazı organlar ve sistemler başka bir amacın parçası olmaya ya da körelmeye koyulabilir. Mesela eskiden diktatörlerin yönetimde olması, güden güçlerin işine gelen bir şeydi. İstedikleri ekonomik değeri demokrasiden almakta zorlanabilmelerine karşın diktatörlerden kolayca alabiliyorlardı. Çünkü eskiden kapitalist ekonomilerin müşterisi devletler ve amiral gemileri ise silah, uçak vb. devlete satılan malzeme üreticisi firmalardı. Yani önce devletlerimizi Müşteri Devlet yaptılar sonrasında Kukla Devlet. Artık kapitalist ekonomiler Müşteri Vatandaşa ihtiyaç duymaktalar yani diktatör devletlere ve fakir halklara satılamayacak ürünler üreten iphone’lar üreten amiral gemileri var kapitalist düzenin. yani artık ülkelerde diktatörlere değil görece zengin ya da bütün variyatını, kendini izlemek kontrol etmek ve kendi profilini çıkarmak için kullanılacak olan, iphone veya samsunglara yatırabilecek bir zihniyete ihtiyaç duymaktadır( George Orwell’in 1980 romanındaki gibi herşeyini takip edip onu hipnoz edebilecek ve herşeyi olacak gazetesi kitabı tarihi bir cihaza ihtiyaç bulunmaktadır. Tek Dünya (Orwell’de 3′ devlet vardı ama neyse) ülkesini kurup yönetebilmek için gerekli olan en önemli paradigmal kayma ve araç değişimi budur.) Sonrasında da Kukla Vatandaşlar olacağımız açıktır.

Neyse konu dağılmadan konumuza dönelim. son yılların dinamikleri benzerlik arzetmektedir. Aktör ve kobaylarda da fazla bir değişiklik olmadığı için bu daktilodan çıkan tarihte çok fazla değişmemekte diyebiliriz. Aktörlerin paradigmaları değişse de kullanılan araçların, örgütlerin, ülkelerin yapıların ve hücresindeki kültür ve insanları ve yöntemleri değişmez. Çünkü üzerine oyun kurdukları coğrafyanın geri kalmışlığı, dinamiklerinin esasında statik hatta fikri sabitlerle örülü olmasını sağlamaya çalışırken kendi araç kutularını da bunla sınırlandırmaktadırlar. Malesef insanlığın gelişmesi adına centilmence rekabet etmesini beklediğimiz meftunu olduğumuz (esasında medfunu :)) bu ülkeler ısrarla bir başka ülkenin altından zemini çekmek suretiyle ekonomik savaşta, teknolojik savaşta, güç savaşlarında avantaj sağlamaya çalışmaktadır.

Bu da insanoğlunun toplam varlığını, zenginliğini azaltmaktadır. Sözün özü, 1. dünya savaşı ve 2. dünya savaşından sonra dünya küresel çapta savaşlara girişmeden önce şirketler eliyle, mafya eliyle, iş adamları dernekleri eliyle, sanayi birlikleri eliyle, terör örgütleri eliyle olmadı küçük devletler eliyle  savaşlar yürütmektedir. PKK, PYD, IŞİD, Boko Haram, El Kaide, IRA, ETA vb. her ülkenin kirli emellerine belirli ücretler karşılığında, belirli dönemler hizmet etmektedir. Parasal ve bağlantısal zenginliklerini buna borçludurlar ve ekonomik olarakta böyle ayakta kalabilirler. Malesef bu ülkeler örgütler çapına indiğinden mi örgütler ülkeler kadar büyüdüklerinden midir nedir artık bu horoz döğüşleri (Vekalet savaşları) ülkeler bazında gerçekleştirilmektedir. Eskiden İran – Irak savaşında ya da sonrasında Irak – Kuveyt savaşında ya da Ukrayna – Kırım savaşında bu böyle olmuştur.

Yani kimse bana bu büyük ülkelerin medeni olduklarını iddia etmesin zira bunlar belki aşiret kavgaları yapmıyorlar kan davaları gütmüyorlar kadın dövmüyorlar ya da öldürmüyorlar (ki bunların hepsi onlar da da var) bile desek bunların toplu halini yani ülkeler bazında olanlarını gerçekleştiriyorlar.

Biri “Ülkenize demokrasi getireceğiz” demeden evvel kendi fasit dairemizden (kısır döngümüzden) değişmeyen ve bir işe yaramayan değişmezlerimizden, fikri sabitlerimizden (takıntılarımızdan), kutubunu …tiğim kutuplarımızdan, din eksenli ayrışmamızdan, elitizm eksenli ayrışmamızdan, yanlış şeyleri muhafaza etmekten yanlış yerlerde reform yapmaya kalkmaktan sağdan soldan vazgeçip bu OYUNU DEĞİŞTİR kardeşim!!!

 

Genel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir